Bahçedeki Fener (2004)

Bahçedeki Fener (2004)

Bahçedeki Fener (2004)

Kutsal Gezegen ~ Sacred Planet (2004)

Yabancının Kollarında ~ Into The Arms Of Strangers (2000)

Adana - Paris (1995)

——————————————————————–
“Tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum.” ( Necip Fazıl Kısakürek – Reis Bey )
Bırakın görüntü açılarını, kurguyu, sanat mı yoksa gişe film mi gibi soruları. Boş işlerle uğraşan boş beyinleri tartışmayın bile. Orta da gerçek bir anlatım ve tabi ki Haluk Kurtoğlu’nun muhteşem oyunculuğu var. Reis Bey, Necip Fazıl’ın ölümsüz tiyatro eserinin sinemaya Mesut Uçakan uyarlaması yapmış. İyi de yapmış. Film bir görsel şölen sunmuyor gerekte yok zaten, ama senaryo ve müziklerle iç parçalayan bir sonuç çıkıyor.
Eğer izlemediyseniz hemen aramaya başlamalısınız eğer izlediyseniz tekrar izlemenizi ve Edebiyat ne demek sağlamasını yapın derim. Bugünlerde çıkan aptal, abaza aşk filmlerinden değil (Issız Adam). Dopdolu bir ağlamak filmi. İçinde geçen cümleleri not almamak için kendinizi zor tutacağınız bir film. Aslında tekrarı ve daha uzunu çekilebilir ama oyunculuğun tekrar olacağını hiç sanmıyorum.O samimiyet bence bütün ödülleri layık gösteriyor Haluk Kurtoğlu’na. Yiğiti öldür hakkını yeme. Bugünlerde ortalıkta yiğit cesetleri varken hala yeni çağ Türk filmlerindeki sapıklık gözle görülüyor ve kimse şikayetçi değil bu durumdan herkeste bir ahmak tavır. Zavallı ülkemin zavallı sinema eleştirmenleri bu kadar korkalık etmeseniz daha faydalı işlerin altına imzalar atılırdı ama cesur olmaktan korkuyorsunuz. Eğer bir filmi izlerken film izlediğinizi unutuyorsanız o film zaten güzeldir. Ama Necip Fazıl’ın bu eserindeki gibi kendinizi içinde hissediyorsanız yönetmen kendi ölümsüzlüğünü ilan etmiş sayılır. Bu şu demek oluyor; 25 yıl sonra bile hala bu adamın filmi diye söylenmesi. Filmdeki şahane edebi ve felsefi cümleleri hatırlatmadan olmaz.Bazı replikler; “Buz çölünde yol alıyorsunuz.. “Ağladıkça anlıyorum.. ” Savcı bey beni eski anlayış ve prensiplerimle mahkum ettirmek istiyorlarsa ben zaten onun mahkumuyum..”
——————————————————————–
Necip Fazıl KISAKÜREK’in ‘REiS BEY’ isimli tiyatro eserinin Mesut UÇAKAN yönetmenliği ile sinemaya uyarlanmiş hali…
Reis Bey, görevinde hiç taviz vermeyen kanunlara son derece bağlı ve kararlarında acımasız bir hakimdir. Sanıkların suçlu olduğuna kanaat getirirse, onları idam sehpasına göndermekten çekinmeyen Reis Bey’in hayatı bir katil zanlısıyla ilgili dava sonucu değişir. Tüm deliller, mahkemeye gelen zanlının suçlu olduğunu göstermektedir ve Reis Bey, onu da idam ettirecektir. Sanık, her ne kadar suçsuz olduğunu iddia etse de, “Merhamet” diye yalvarsa da Reis Bey, kararını verir ve adam, idam edilir. Daha sonra, sanığın suçsuz olduğu anlaşılır. Görevi bırakan Reis Bey, artık hayatını merhamet duygusunun yaygınlaşmasına adamıştır. Belalı insanların bulunduğu bir kahvede insanlara merhameti anlatır. Herkes, Reis Bey’e büyük saygı göstermektedir. Bir gün, bir polis baskını sırasında orada bulunanlardan biri, yanındaki uyuşturucuyu hakimin cebine saklar ve hakim yakalanır. Reis Bey, yıllarca hakim koltuğunda oturduğu mahkemede bir iftira sonucu artık bir sanık olarak yer alacaktır.

The Real Cancun (2003)
Tüm ülkede yapılan araştırmalar sonunda 16 tane Amerikalı kolej öğrencisi biraraya getiriliyor. Amaç, sinema tarihinin ilk tamamıyla gerçek filmini ortaya koymak…Gençler hep birlikte, Meksika’nın Cancun bölgesine gidiyor ve tatile başlıyorlar. Kameralar da bütün gün onları çekiyor. Film, çekilen yüzlerce saatlik görüntülerden oluşturuluyor.Gerçek yaşam programlarının televizyonlarda gördüğü yoğun ilgiye, sinema da kayıtsız kalmadığını ortaya koyuyor.


Koyaanisqatsi (1983)
1983 yılı itibariyle devrim niteliğinde olan film hayatın imgesel dengesine(ve dengesizliğine) yakılan bir ağıt niteliğinde. Görüntüden görüntüye geçerek, sonunda tüm görüntülerin tek bir görüntünün yansımasından ibaret olduğunu ispatlamaya çalışan film, tabiat bilimleriyle ve sosyal-antropolojiyle bağlarını sıkılaştırıyor.Povaqqatsi ve Naqoyqatsi ile beraber oluşan bir üçlemenin ilk ayağını teşkil ediyor.
Bu film için henüz hiç bir resim yüklenmemiş.

Lagerfeld Sırları ~ Lagerfeld Confidential (2007)
Rodolphe Marconi, Lagerfeld’den habersiz değil ama saygı, hayranlık, gizlilik ve hassasiyetler Lagerfeld gizemini çözmeyi teklif ediyor.
150 saatlik çekimlerin sonucunda, kelimenin tam anlamıyla Karl Lagerfeld’in hayatını paylaşan Marconi, bir elbisenin hazırlaşını, söyleşileri, fotoğrafçılık ve resim çalışmalarını, sanat kitapları koleksiyonunu, Chanel’i, Fendi’yi, Lagerfeld Galeri’yi, dünyanın en güzel kızlarını, aktrislerini, dünyaca ünlü yıldızları yani kısaca yıldızın günlük hayatını bir yönetmen gözüyle gözleri önüne seriyor.
Bu görüntüleri sorgulayamaya açarak, seyirci bu karanlık bölgeleri yaşayacak: bakışların arkasında kalan özel bir hikaye, karanlık bir çocukluk, 80’li yıllarda 7’deki ve Saray’daki gece eğilimleri, Saint-Laurent’ın Dior için seçildiğini öğrendiği zamanki öfke, göz kamaştırıcı yükseliş. Ayrıca, despotluğa eğilim gösteren bir nahoşluk ama aynı zamanda gülmeye, komiklik yapmaya, güldürmeye, şaşırtmaya ve beklenmeyen yerde var olmaya neredeyse patolojik bir ihtiyaç duyumunun kısacası her şeyin olduğu bir karakteri de ortaya çıkarıyor. Marconi sonuçta bir hayatın altüst edici anlarını ortaya çıkarıyor; uzun yıllar hayatını paylaştığı kişinin ölümüyle yaralanmış yalnız ama yine de nostaljiye tahammül edemeyen bir adam:
“Daha öncesi daha iyiydiyse, o zaman hemen intihar etmeli.”
Seyirci aynı zamanda, edebiyata, sinemaya, resme aç, Art Deco ve çağdaş sanat, uç noktadaki estetik, şıklık ve lüks fanatiği bir uykusuz entellektüeli de keşfedecek. Marconi, kendisi orada olmasa bile, her Pazartesi sabahı yardımcılarına çikolata göndermeyi unutmamak, her defileden sonra çalışanlarına kendileri için bir çanta, ayakkabı veya ceket almayı unutmamalarını tembihlemek gibi pek çok inceliği içinde barındıran bir insanı da seyirciye göstermekte.






D-Day to Berlin (1994)
Bir film yapımcısının II. Dünya Savaşı güncesi.II. Dünya Savaşı Avrupasını ve sinema salonlarında gösterilen siyah beyaz haberleri hatırlayın.. Akademi Ödüllü yönetmen George Stevens (A Place In the Sun, Giant) savaş zamanı tuttuğu günlüğü ve cephedeyken çektiği görüntülerden derlenen bu belgeselle şimdi savaş renkli olarak karşınızda.
Bu film için henüz hiç bir resim yüklenmemiş.

Çılgınlığın Keyfi ~ Lezate Divanegi (2003)
Bu film için henüz hiç bir resim yüklenmemiş.
Son Yorumlar